Turgay Ayhan

“Ben” değil, “Biz” olunca

Ligin 5. Haftasında saat beşte evimizde oynadığımız Antalyaspor karşılaşmasında attığımız 5 golle evimizdeki ilk galibiyeti farklı bir skorla elde ettik.

Ligde geride bırakılan 5 haftanın ardından 9 puanla 4. sırada yer alıyoruz. Fenerbahçe ile birlikte ligde namağlup yoluna devam eden tek takımız. Ayrıca 11 golle de ligin en çok gol atan ikinci takımı olduk. Lider Fenerbahçe ile aramızda 4 puan var.

İstatistiksel olarak baktığımızda tablo çok olumlu ve Çaykur Rizespor’un son yıllarda ilk 5 hafta değerlendirmesine göre elde ettiği en iyi sonuçlar bunlar. Dileriz devamı da gelir. Geçen hafta oynanan Eskişehirspor maçından sonra bu haftaki Antalyaspor karşılaşması yeniden ümitlendirdi bizi.

(Devamını Oku)

İşimiz şansa kalmasın

Geçen sezon hem deplasmanda, hem de evimizde 3’er puanı aldığımız Sivasspor ile bu sezon evimizde oynadığımız ilk maçta beraberliği kopararak 1 puanı hanemize yazdırabildik.

Henüz 4 hafta geride kaldı ve kayıpsız şekilde 6 puana ulaştık. Fenerbahçe maçı dışında gelen 5 puanda Kwueke’nin imzasını görüyoruz. 4 maçta 4 golü var, bir gol de Ahmet İlhan’dan geldi.

4 hafta boyunca takımın genel yapısına bakınca ve ortadaki tabloya göre bir yorum yapacak olursak Rizespor’un ilerleyen haftalarda işi zor görünüyor. Kwueke dışında takımda dinamo görüntüsü veren kimse yok.

(Devamını Oku)

Üzülelim mi, sevinelim mi?

Geçen hafta 1-1 berabere sonuçlanan Fenerbahçe karşılaşmasının ardından yazdığım “Kaderin Bir Cilvesi” yazımdan sonra bu hafta bu şekilde yazacağım aklıma gelmezdi.

Gerçi benzer bir durumu 2012 yılının eylül ayında, Rizespor daha 1. Ligde mücadele ederken de yaşadığımı hatırladım.

O dönem ligin yine 3. Haftasında Çaykur Rizespor evinde muhteşem bir oyunla TKİ Tavşanlı Linyitspor’u 4-0 mağlup etmiş ama hemen ardından deplasmanda vasatın üstündeki futboluyla Göztepe’ye son dakika gelen golle 1-0 mağlup olmuştu.

(Devamını Oku)

Kaderin bir cilvesi!

Ligin ikinci haftasında evinde Fenerbahçe’yi konuk eden Çaykur Rizespor, ilk haftaki görüntüsünden uzak bir halde oynadığı karşılaşmadan 1-1’lik beraberlikle ayrıldı.

Gençlerbirliği karşısında sergilediği ve hafta içi yazdığım yazımda, “Henüz takım olmuş duygusundan uzak, ileriki haftalar için ümit vermeyen bir görüntü sundu” cümlelerimi boşa çıkartan performansıyla Yeşil-Mavili ekibi zevkli mücadelesinden dolayı tebrik etmek gerekiyor.

Hele de ilk maçta yaşanan penaltı krizi ve hafta içinde “Acaba ne olacak, nasıl tatlıya bağlanacak?” endişelerinin ardından, bu maçta çizilen profil takdire şayandı.

Bunda elbette yönetim kadrosunun etkisi büyük. Demek ki olaya müdahale edilip, aklıselim davranıldığında çok büyük gibi görünen problemler halledilebiliyor, doğru yaklaşımlar takımı daha da birleştirici hale getirebiliyor.

(Devamını Oku)

Hikmetinden sual olunmuyor

Yaklaşık 3 ay süren bir aranın ardından yeniden futbol sezonu başladı ve geçen sezon olduğu gibi bu sezon da takımımız Gençlerbirliği karşılaşması ile lige merhaba dedi.

Geçen sezon evimizde konuk ettiğimiz rakibimizle 1-1 berabere kalmışken, rakibimizi bu sezon 3-2 mağlup ederek lige 3 puanla başlamanın mutluluğunu yaşayacaktık –ki sahada istenmeyen görüntülere şahit olduk.

Yaşanan bu olaydan sonra şimdi maçın analizine değinmeye gerek yok aslında ama birkaç cümle edecek olursam da, Rizespor bana göre önceki sezonlardaki başlangıcından farksız, henüz takım olmuş duygusundan uzak, ileriki haftalar için ümit vermeyen bir görüntü sundu.

(Devamını Oku)

Rize’de siyasetin iki yüzü

Malum bir “Yeşil Yol” mevzusu aldı başını gidiyor. Belli bir kesim istemiyor ama belli bir kesim ise yapılmasından yana.

Savunanların asıl elindeki koz, turizm kozu. Karşı çıkanların asıl derdi ise, yaylalarının doğal yapısının bozulacak olması –ki bunda çok haklılar. Bakın bugün Uzungöl’e, Ayder Yaylası’na… Buralar turizme kazandırıldı da çok mu doğal kaldılar.

(Devamını Oku)