Turgay Ayhan

Teşhis var, tedavi yok

6 hafta önce yazdığım “İşimiz şansa kalmasın” başlıklı köşe yazımda, “Hikmet Hoca da kimi nerede değerlendireceğini pek çözebilmiş değil sanırım ki, her maçta mutlaka bir sürpriz yaparak bizleri şaşırtıyor” demiş ve böyle durumların her daim hoca ve futbolcular arasında bir sıkıntının olduğu şüphesini akıllara getirdiğini vurgulamıştım.

Geçen 6 haftalık süre içinde değişen bir şey olmadı açıkçası. 3 haftalık mağlubiyet serisinin ardından Kayserispor karşısında 1 puanı aldık ama ortaya konan futbola bakınca takım içerisinde sıkıntıların olduğu izleniminden uzaklaşamıyoruz maalesef.

Zaten iki tarafın da temkinli oynadığı ve açıkçası bir puana ilk dakikadan itibaren razı oldukları belliydi. Her iki tarafın da birkaç pozisyonundan başka akılda kalıcı hiçbir şey yok. 5 hafta önce oynanan Antalyaspor maçından bu yana takım zevk vermiyor. Bireysel hatalar ve özellikle pas hataları giderilebilmiş, ya da eksiltilebilmiş değil. Valla işimiz zor ama hayırlısı diyelim.

Sezon başı bu takımı kim kurdu?

Maç sonu Hikmet Karaman’ın Lig Tv kameralarına verdiği röportaj bana göre tam bir skandal. Hikmet Hoca, bir anda her şeyin olmasının istendiğini ama bir fidanı ektiğinizde bunun çapası, gübresi, budaması gibi birçok aşamasının olduğunu ve bir anda meyvesinin toplanamayacağını belirtirken,  bazı şeylerin sezon başı yapılması gerektiği göndermesini yapmayı ihmal etmiyor.

Tabii bu “Sezon başı” vurgusu yönetime mi gönderme bilemiyoruz. Belki takımdan daha fazla ismi göndererek, daha fazla transfer yapmak istemiş olabilir ve tıpkı Beşiktaş maçı sonrası futbolcuları hedef tahtasına oturturken, şimdi de yönetimi hedefe koymuş olabilir.

İyi de hocam, senin yaptığın transferler de ortada. Sezon başı alınan futbolcularda hiç mi payın yok? Senin iznin, isteğin, onayın olmadan mı bu futbolcular transfer edildi? Öyle bir durum varsa bunu da açıkla ki, biz de yapacağımız eleştirilerimizin asıl muhatabını bilelim. Aldığın Patryk Tuszynski Adliyespor ile oynana kupa maçındaki 90 dakikalık performansı dışında ilk kez 10 hafta sonra lig maçında görev alıp 79 dakika oynadı. Ertuğrul’dan eser yok. Lig boyunca takımında en çok oynayan isimler zaten eski isimler ama yenilerin henüz meyvesini görmüş değiliz. Madem sezon başı dedin, yapılan transferler de ortadayken, çapa, gübre, budama işlerini devre arasına mı düşünüyorsun? Ondan sonra mı meyve yiyeceğiz bu isimlerden?

Kulüpte diyalog sıfır

Akhisar Belediyespor maçındaki saha tezahüratları dolayısıyla önümüzdeki hafta evimizde oynayacağımız Galatasaray karşılaşmasında PFDK tarafından 3 tribüne ceza kesildi. Tabii bu durumdan dolayı ne yönetimden, ne teknik ekipten bir açıklama yapılmadı.

Ligin en sessiz takımıyız. Zaten yöneticilerimiz pek konuşmaz. Basın Sözcüsü Aykut Ferah da maç sonrası gönderdiği rutin ve hepsi birbirine benzer açıklamalarla yetinir. Hikmet Hoca, aylardır Rize basını ile muhatap olmama kararı almış. Özellikle bu konuda da kimseden ses çıkmıyor. Bugüne kadar her gelen hoca mutlaka haftada bir basınla toplantı gerçekleştirirdi. Bir iki hafta bunu Karaman da yaptı ancak sonra nedense Rize basınına demeç vermeme kararı aldı. Bu kararını maç sonrası basın toplantısında da sürdürüyor.

Ama yönetimimizden bir Allah’ın kulu da hocayı bu konuda uyarmıyor. Hep yazdım, yazmaya da devam edeceğim anlaşılan. Rizespor, teknik direktörlerin tekeline bırakıldığı sürece bir gıdım ilerleme kaydetmeyecektir. Bu takımı Rize’den, Rize basınından, Rizeli taraftarlardan daha ne kadar soyutlamayı düşünüyorsunuz? Her yıl takımın şehirle nasıl bütünleşebileceğiyle ilgili fikirler sunarız ama bir gelişme kaydedemeyiz. Bu sezon Başkan Kalkavan bile, her yıl sezon başı yaptığı basınla toplantısını yapmadı. Sizin basınla diyalogunuz kalmamış, hocanız da yerel basınla diyalogunu kesmiş. Bu şehir sizlere daha nasıl sahip çıkabilsin, nasıl desteklesin?

Taşıma suyla değirmen dönmez

Rizespor’da yaşanan son gelişme, Hikmet Hoca’nın kendisi için 2 yeni yardımcı daha getirtmesi olmuş. Bu hocalardan biri, tıpkı Rizeli Teknik Adam Taşkın Güngör’ün yerine altyapı sorumlusu olacakmış. Malum biliyorsunuz, geçen sezon devre arasında takımın başına gelen Hikmet Hoca, yardımcısı olarak Taşkın Güngör’ü ekibine dahil etmişti. Ancak sezon başı altyapı sorumlusu olarak atadığı Güngör, pasifize edildiği Rizespor’dan, bulduğu ilk fırsatta ayrılarak geçtiğimiz haftalarda İnegölspor’a imza attı.

Güngör ile sezon başından itibaren biraz derli toplu hale gelen altyapı, şimdi de yeni gelen hocaya emanet edilecek. Ama yine defalarca yazdığım şeyleri tekrarlayacağım. Bu konuda maalesef yönetim bir türlü ders almadı. Altyapıyı çocuk oyuncağı olmaktan öteye taşıyamadı.

Altyapı, gelen teknik direktörlerin tekelinde olmamalıdır. Her yıl 2 hoca değiştiren bir takım, altyapısının kaderini bu hocalara teslim edemez. Bu yüzden teknik direktörlerle altyapı arasında köprü vazifesini görecek kişi, yönetimin alacağı bir kişi olmalıdır. Bakın Hikmet Karaman ile gelen Taşkın Güngör gitti. Şimdi gelen sorumlunun da Karaman takımdan ayrılacağı zaman, gideceğini hepimiz biliyoruz. Böyle altyapı önemsenmez. Taşıma suyla değirmen dönmez.

Yönetim altyapıda kendi sistemini kurmadığı müddetçe ve bunu da sağlam, istikrarlı bir temele oturtmadığı sürece altyapıyla ilgili doğru bir karar almış olmayacaktır. Yardımcı hocalar binlerce lira maaş alacak, o hocalar altyapıda ahkam kesecek, ama kulübün kendi hocaları asgari ücretle çalışacak. Sonra da sunduğunuz imkanlar, eksikler çerçevesinde başarı bekleyeceksiniz. Gerçi yönetimin altyapıdan bir başarı beklediği yok bu belli. Ayak bağı olmasın yeterli.

Velhasıl kelam, işin özeti durum ortada. Teknik ekip futbolla ilgili sorunların üstesinden gelmek için çözümüne bakacak. Yönetim de hem teknik ekiple Rize basını arasındaki sorunu, hem de altyapıyla ilgili sorunları çözmek için adım atacak.

Haydi ne kadar samimi olduğunuzu gösterin bizlere…

Bir Yorum Yazın